Sigorta Hukuku Hakkında

Sigorta hukuku, sigortacının zarar doğuran bir tehlike veya rizikonun meydana gelmesi halinde, bunun ekonomik sonuçlarına katlanmayı üstlendiği sözleşmeleri ve sigorta sözleşmelerinden doğan hak ve yükümlülüklerin yer aldığı bir hukuk dalıdır. Sigorta sözleşmesi kapsamında, sigorta ettiren prim ödeme yükümlülüğünü üstlendiği gibi, sigortacının da sigorta tazminatını ve sigorta bedelini ödeme borcu doğmaktadır. Sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ortamda ve etkin şekilde çalışmasını sağlamak üzere Sigortacılık Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Sigorta Hukukuna ilişkin düzenlemeler 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’muzda yer almaktadır.

Sigorta sözleşmesi

Türk Ticaret Kanunu’muzun 1402. Maddesinde sigorta sözleşmesi şu şekilde tanımlanmıştır:

“Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.”

Buna göre sigorta sözleşmesini; sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi yükümlendiği sözleşmeler olarak tanımlayabiliriz.

Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere sigorta ilişkisi içerisindeki taraflar; sigortacı, sigorta ettiren ve sigortalı olmak üzere üç başlık altında toplanabilir:

Sigortacı: Sigorta sözleşmesi ile bir prim karşılığında rizikoyu üstlenen ruhsatlı şirkete denir.

Sigortalı: Yaşamı ya da sağlık giderleri sigortayla teminat altına alınan kişidir.

Sigorta ettiren: Sigortacı ile sigorta sözleşmesini yapan ve prim ödeme yükümlülüğü altına giren kişidir.

Sigorta ettiren ile sigortalı aynı kişi olabilmektedir. Bunun dışında sigorta ettiren, kendisi dışındaki üçüncü kişinin menfaatlerini de sigorta ettirebilmektedir. (Buna başkası lehine sigorta denmektedir.) Bu halde sigorta ilişkisinden doğacak tüm borçlar, prim ödeme borcu yine sigorta ettirene aitken; tehlikenin gerçekleşmesi durumunda sigortacı tarafından sağlanacak sigorta bedelini alma veya zararı tazmin ettirme hakkı lehine sigorta sözleşmesi yapılan üçüncü kişiye aittir.

Sigorta davaları

Genellikle sigorta şirketlerinin yükümlülüklerini yerine getirmediği durumlarda ortaya çıkan sigorta davaları, sigorta hukuku ile ilgili düzenlenmiş kanunlar ışığında Asliye Hukuk Mahkemelerinde veya Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmektedir. Açılan dava ticari bir konuyu ele alıyorsa Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi muhtemeldir. Fakat dava, sigorta şirketinin sözleşmeden doğan farklı yükümlülüklerinden kaynaklanıyorsa Asliye Hukuk Mahkemesinde görülebilir. Bu sebeple sigorta davalarında sigorta sözleşmesi ayrıca bir öneme sahiptir. Sigorta uyuşmazlıklarından doğan davalarda geçerli bir sigorta sözleşmesinin yani sigorta poliçesinin bulunması, davanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için çok büyük öneme sahiptir.

Sigorta şirketine dava nasıl açılır?

Bir sigorta şirketine dava açmak için gerekli önemli husus daha önce de belirttiğimiz gibi sigorta sözleşmesi yani sigorta poliçesidir. Sigorta poliçesinin bir hukukçu tarafından incelenmesi son derece önemlidir. Sigorta hukuku alanında uzman bir sigorta avukatı tarafından incelenen poliçe ile açılacak bir dava, sigorta şirketinin zararınızı tazmin etmesini kolaylaştırır. Zira poliçenizde yer almayan bir hüküm nedeniyle tazminat almanız zorlaşabilir. Sigorta poliçenizde bulunan yükümlülüklerin yerine getirilmediğini düşünüyorsanız, itirazınızı evvela sigorta şirketine yapmış olmanız gerekir. Sigorta şirketi tarafından zararın tazmin edilmesi reddedilmiş ise dava açma hakkı kazanırsınız.

Sigorta Şirketine Dava Açma Süresi

Dava açma süresi sigorta türüne ve menfaati zarara uğratan tehlikeye göre değişiklik göstermektedir. Sigorta kapsamında gerçekleşen durum ceza hukuku bakımından suç unsuru içermiyorsa dava açma süresi 2 yıldır. Fakat herhangi bir suç unsuru var ise bu süre suç kapsamında yeniden değerlendirilir. Ölümlü veya yaralanmalı bir durum söz konusu ise bu süre 15 yıla kadar uzayabilir. Bu tip durumlarda zaman aşımı 15 yıl ile sınırlıdır.

Kolektif Hukuk & Danışmanlık Ofisi olarak sunmuş olduğumuz başlıca hukuki hizmetlerimiz;

-Kaza sigortalarına ilişkin maddi ve manevi tazminat talepleri, sigorta bedelinin tahsili

-Sel, yangın, deprem vs. afetler neticesinde oluşan sigorta alacak ve tazminatların dava takibi

-Sigorta sözleşmelerindeki yükümlülüklerin ihlali halinde doğan ihtilafların takibi

Hasar tespit davaları